Tüketiciyi Koruma ve Dayanışma Birliği Derneği Tüketici Hakları

 TÜKETİCİNİN KORUNMASININ GEREĞİ ve EVRENSEL TÜKETİCİ HAKLARI

 Tüketicinin korunması gereğini üç temel başlık altında ele almak gerekmektedir.

Avrupa Birliği Direktifleri

Tüketicinin korunması konusunda Avrupa birliği üye ülkelere birtakım direktifler vermiştir. 

      Tüketicinin korunmasında öncelikle ele alınması gereken genel ilkeler

Tüketicinin piyasada durumunu daha iyi hale getirebilmek için Avrupa Birliğinde   üye ülkelerde tüketiciye yönelik olarak geliştirilen politikalarda üç ana hedeftespit edilmiştir. Bu hedefler doğrultusunda ülkemizde de tüketicinin korunması konusu ele alınmaktadır.

Tüketicinin korunmasında ele alınan hedefler

  1. Tüketici organizasyonlarının daha fazla sesini

     çıkarması, daha aktif olması

  1. Tüketicinin sağlık ve güvenliğinin korunması
  2. Tüketicinin ekonomik çıkarlarının korunmasıdır.

Hedef 1. Tüketicinin Daha Fazla Sesinin Çıkması Daha Aktif Olması

    Tüketicilerin örgütlenmeleri ve bu konuda desteklenmeleri öngörülmektedir. Tüketici örgütlerinin toplumda daha aktif olabilmesi için, birtakım desteğe ihtiyaçları olduğu da bir gerçektir. Ancak bu destek onların bağımsızlığını ortadan kaldıracak biçimde olmamalıdır.

Hedef 2. Tüketicinin Sağlık ve Güvenliğinin Korunması

         Bu konuda tüketicinin sağlık ve güvenliğini tehlikeye düşüren her türlü mal ve hizmetlere ilişkin düzenlemeler ele alınmaktadır. Özellikle tüketicilerin zararlı gıda maddeleri (genetik yapısı bozulmuş hormonlu gıdalar vb), gıda katkı maddeleri, insan sağlığını olumsuz etkileyen ilaçlar, zehirli atıklar, radyasyon, vb. olgular üzerinde durulmaktadır.

Hedef 3. Tüketicinin Ekonomik Çıkarlarının Korunması

         Tüketiciyi zorda bırakan ya da çelişkiye düşüren finansal uygulamalar hizmetler konusunda çeşitli düzenlemeleri kapsamaktadır. Tüketicinin piyasada ekonomik çıkarlarının korunması, bugün ve gelecekteki finansal uygulamalara karşı gerekli tedbirlerin alınmasını öngörmektedir. 

 

3.2. Globalleşme ve Tüketicinin Korunması Global Pazar ve Tüketici 

Bilim ve teknolojideki gelişmelere paralel olarak toplum ve ekonomik olaylar hızlı bir şekilde değişmektedir. Dolayısıyla tüm ülkelerin bilgi toplumu olmayı hedeflediği günümüzde bilgi, araştırma ve iletişimin önemi herkes tarafından kabul edilmektedir. Günümüz tüketicisi, daimi olarak karmaşık yeni teknolojilerle ve özellikle uluslararası bir pazarda değişik mal ve hizmetlerle karşı karşıya bulunmaktadır.

         Dolayısı ile de dünya ticareti yalnızca ulusal sınırlarda kalmamaktadır. Ticaretin yönü de uluslararası rekabete doğru kaymaktadır. Birçok ülkede tamamlanmış global ticaret kurallarını yerine getirmede uzmanlaşma olmamasına rağmen, liberalleşmeden söz edilmektedir. Bu nedenle de bu konuda etkin düzenlemeler kaçınılmaz gibi görünmektedir.

         Ticarette düzenlemelerin yetersizliği ve ticari sıkıntılardan dolayı tüketiciler zararlı çıkacaklardır. En büyük problemi de  gelişmekte olan ülkelerde özellikle tarım ve tekstil üretenler, gelişmiş ülkeler tarafından konulan ithalat sınırlamaları nedeniyle çekeceklerdir. Aynı zamanda, kuralları yerine getirilmeyen liberalleşme geri tepecektir ve aksine sonuç verecektir. Tüketicilerin zararını artıracak, sömürülmesine yol açacak ve haksız rekabete neden olacaktır.

Globalleşme, sosyal ve ekonomik gelişmeler sonucu mal ve hizmet üretim sektörünün büyümesi ve liberal ekonominin yaygınlaşması sonucu ortaya çıkmış bir olgudur. Dünya da birçok ülke, serbest pazar sistemine dayalı bir ekonomiye geçmiş bulunmaktadır. Yani bilgi ve iletişim teknolojileri ülkeler arasındaki sınırları ortadan kaldırmış işletmelere tüketicilerine ulaşmada yeni yollar ve yöntemler sunmuştur.

         Ticarette, globalleşme yeni tüketim sorumlulukları da beraberinde getirmiş, yeni olasılık ve problemleri de ortaya koymuştur. Global pazarda yoğun rekabet küçük işletmelerin pazarda kaybolmalarını ve tekelci güçlerin ortaya çıkmasına da yol açmıştır.

         Mal ve hizmetlerin çok hızlı bir biçimde sınırları aşarak diğer ülkelere doğru hareket etmeleri ürün güvenliği ve bilgisi konusunda tüketici haklarının korunması daha da karmaşık hale gelecektir.

         Bu durumda tüketicinin korunmasında, ülkenin mevcut durumunda yeni ölçütlere, yeniliklere ve eğilimlere ihtiyaç vardır.

         Bu durumda dünya ticaret örgütü, uluslararası standartlar organizasyonu vb. kuruluşlar yeni önlemler almışlardır. Global pazarda rekabet, gıda ve ürün güvenliği için standartlar ve milli koruma konusunda uluslararası ve ulusal düzeyde düzenlemeler uyumlaştırılmalıdır. Global pazarlar tüketicinin de global çözümler aramasını zorunlu kılmıştır.   

  Tüketicinin korunması hareketleri oldukça geniş ve farklı bir konudur. Devletin, işletmelerin ve bağımsız organizasyonların bir grup faaliyetlerini kapsayan, tüketici haklarının korunması ve yaygınlaşması ile ilgili faaliyetler olarak tanımlanabilecek tüketicilik (Consumerizm), zaman zaman birbiriyle bile ilişkisi olmayan birçok öğeden oluşmuş sosyal bir gücün özetidir. Bu öğeler; tüketici birliklerini, tüketiciye ilişkin yazılı, basılı materyal hazırlayan kişi ve kurumları, tüketici liderlerini, devletin ilgili kurumlarını ve özel sektörü kapsamaktadır.

Tüketicinin korunması ve ihtiyaçlarının karşılanmasına ilişkin faaliyetler hiçbir zaman tek bir organizasyona indirgenemez. Bunun sonucunda da tüketicinin korunmasını çok boyutlu ele almak gerekmektedir.

Global pazarda tüketicinin korunması hükümet, tüketicilerin kendileri ve üreticilerin davranışlarına bağlıdır. Ancak özellikle işletmelerin tüketici haklarını geliştirmedeki rollerini ortaya koyma ve bunu tanımlama oldukça zordur.  İş çevreleri tüketici taleplerine daha temiz ve güvenli ürünler sunmaktan sorumludurlar.

         Bu bağlamda işletmelerin tüketiciyi ilgilendiren alanlardaki uygulamalarını 6 başlık altında ele alabiliriz.

Bu uygulamaların ana felsefesi;

İşletmelerin tüketiciye ilişkin alacakları kararlar ve uygulamalarda ulusal ve uluslararası standart ve yasalara uymaları prensibine dayanmaktadır.

Bu uygulamalar:

ETİK STANDARTLAR

REKABET

PAZARLAMA

ÜRÜN STANDARTLARI

BİLGİ VE ETİKETLEME KOŞULLARI

TÜKETİCİ ŞİKÂYETLERİ

GARANTİ

 

3.3. Evrensel Tüketici Hakları

Tüketicilerin korunmasına yönelik uygulamalar ve haklar sadece yaşadığımız döneme has değildir. Hammurabi Kanunlarından bugüne uygulana gelmektedir. Avrupa’da tüketiciyi korumaya yönelik uygulamalar 15. ve 16. yüzyılda görülmeye başlar. Benzer uygulamaların Osmanlı döneminde Ahilik ve Lonca sisteminde yapıldığı da bilinmektedir.

         Tarihin ilk çağlarında insanlar ürettikleri mal ve hizmetleri mübadele etmek suretiyle kendi ihtiyaçlarını karşılamışlardır. Daha sonra yaygın bir vasıta olarak paranın kullanılmaya başlamasıyla bu değişim ve trampa süreci tamamlanmış, nihayet tüketicilerin ihtiyaç ve tercihlerine, üreticilerin de piyasaya sunduğu mal ve hizmetlerin fiyat ve kalitesine dayanan Pazar ekonomisine ulaşılmıştır.

         Çağımızda bilimsel ve teknolojik gelişmeler ile sanayileşme insan yaşamını kolaylaştırdığı gibi toplumsal ihtiyaçların ve sorunların çok boyutlu ve kapsamlı bir duruma ulaşmasına sebep olmuştur.

Günümüzde tüketici sorunlarının çok boyutlu ve kapsamlı olduğu bir gerçektir. Bu sorunların nitelik ve nicelik olarak boyutları bir ülkenin sanayileşme ve teknolojisine, yatırım, üretim, tüketim, dağıtım, fiyat, ihracat ve ithalat gibi ekonomik politikalarına; istihdam ve ücret, eğitim, sağlık, kültür gibi sosyal politikalar ile o ülkenin siyasal politikalarına, toplumsal ve demokratik gelişmişlik düzeyine bağlı olarak değişiklik gösterir.

         Son yıllardaki teknolojik ve sosyal gelişmeler piyasaya sürülen mal ve hizmetlerin çeşitliliğini şaşırtıcı bir şekilde arttırmıştır. Tüketici, kendisine sunulan bu çok çeşitli mal ve hizmetler arasından kendisi için en uygun olanı seçmektedir. Sayısı her geçen gün artan aldatıcı reklamlar ve kendilerine sunulan bilgilerin yetersizliği nedeni ile güç durumunda kalmaktadır. Çoğu kez güvensiz bir tüketim ürünü kullanmaktan dolayı sağlıkları ve yaşamları tehlikeye girmektedir.

         Günümüzün ekonomik koşullarında, tüketiciler daha bilinçli satın alma kararlarına daha yüksek düzeyde tatmine yönlendirmektedirler. Tüketicilerin değişen yaşam biçimlerinden kaynaklanan farklı düzeyde beklentileri vardır. Tüketicinin korunması olarak nitelendirilen hareketlerin amacı, tüketicilerin diğer pazar güçleri karşısında konumlarının güçlendirilmesidir.

         Bu gereksinim ve sorunlar; tüketim, tüketici ve tüketici hakları kavramını ortaya çıkarmıştır. Ekonomik ve örgütsel yönden güçsüz olan, dolayısıyla da en çok mağdur edilen grup olan tüketiciler tarafından geliştirilen tüketici hareketi, önce çeşitli ülkelerde dağınık bir şekilde başlamıştır. Bu hareketin geçmişi çok eski çağlara uzanırsa da, “Tüketicinin Korunması” ismi ile ortaya çıkışı, 1900’lü yılların başına rastlar. Tüketici hareketinin en yoğun olarak geliştiği ülke olan ABD’de ise 1960’lı yıllardan itibaren hız kazanmıştır.

         Tüketici hakları ilk olarak, John F. Kennedy tarafından Amerikan Kongresine 15 Mart 1962 tarihinde sunulan bir mesajda ortaya konulmuştur. Bu mesaj, tüketiciler lehine hükümetin faaliyet ve kanunların temellerinin oluşmasına yol açmıştır. Ayrıca toplumda çalışma hayatında, okullarda, dini ve diğer kurumlarda yeni bir dönemin başlamasını sağlamıştır. Kennedy’nin günümüzde de tüketici haklarına başlangıç teşkil eden 4 tüketici hakları; güvenlik hakkı, bilgilendirme hakkı, seçme hakkı ve sesini duyurma hakkıdır. Burada öncelikle bu haklar ve bunu takip eden gelişmeler ele alınarak kısaca açıklanacaktır.

Güvenlik hakkı; Bütün tüketiciler, zararlı mal ve hizmetlerin satışı ve değerlendirilmesi tehlikesinden korunma hakkına sahiptir. Tüketiciler kendi güvenlikleri bakımından ürünleri doğru bir şekilde kullanmak, depolamak ve çöpleri doğru atmak gibi hususlardan ve ürünle ilgili bir emniyet sorunu oluştuğunda bu sorunu ilgili yerlere rapor etme sorumlulukları vardır.

Bilgilendirme hakkı; Tüketiciler mal ve hizmetler hakkında yanlış veya yanıltıcı olan bilgilere karşı korunma ve doğru bilgilere sahip olma hakkına sahiptir. Bir mal veya hizmet hakkında tüketicinin bilmek isteyeceği bilgi, satın alacakları şeye ve onu ne için kullanmayı planladıklarına bağlıdır. Basın yayın organlarındaki reklamlar, ürünlerin etiketleri, garantiler ve ürünler hakkındaki yazılan makaleler tüketicilerin bilgi kaynaklarıdır. Bu kaynaklar doğru bilgilendirme yapmak durumundadırlar.

Seçme hakkı; Tüketiciler kullanmak istedikleri mal ve hizmetleri seçme hakkına sahiptir. Serbest bir seçim yapılabilmesi için tüketicilere birbirleriyle rekabet eden fiyatlarda ve çeşitlilikte mal ve hizmetlerin sunulması gerekir. Aksi halde bir mal veya hizmet bir firma tarafından tüketiciye sunulursa o mal veya hizmet üzerinde bir tekel oluşumu söz konusu olur bu da tüketicinin seçme özgürlüğünü ortadan kaldırır.

Sesini duyurabilme hakkı; Mal veya hizmet tüketici açısında tatmin edici değilse, tüketici memnuniyetsizliğini dile getirme hakkına sahiptir. Tüketiciler, kanuni endişelerinin dinleneceğine ve gereken tedbirlerin alınacağına emin olmalıdırlar. Bütün tüketiciler beğendikleri veya beğenmedikleri hususları üretici ve satıcılara beyan etme hak ve sorumluluğuna sahiptir.

  1. F. Kennedy tarafından belirlenen bu haklara bir yenisi daha ilave edilmiştir. Bu da; tüketicilerin tatminsizliğini belirtme, şikayetlerini dile getirme hakkıdır. 1975 yılında Başkan Ford, Tüketicinin eğitim hakkı olması gerektiğini belirtmiştir.

Avrupa Topluluğu Bakanlar Konseyi’nce ilk defa 1975 yılı Nisan ayında “Tüketici Enformasyon ve Koruma Programı” çerçevesinde tüketicinin beş hakkı belirlenmiş ve kabul edilmiştir. Bu programda tüketici hakları:

olarak belirlenmiştir.

         1975 yılını takip eden dönemde AT Konseyince 19.5.1981 tarihinde kabul edilen “2. Tüketiciyi Koruma Programı” ve 23.6.1986 tarihinde kabul edilerek daha sonra yürürlüğe giren “Tüketiciyi Koruma Politikasına Yeni Hız Kazandırma Programı” çerçevesinde tüketici hakları yeniden gözden geçirilerek evrensel kabul görmüştür. Uluslararası Tüketici Birlikleri Örgütü tarafından ilan edilen ve aşağıda sıralanan 8 hakka ulaşılmıştır.

  1. Güvenlik hakkı,
  2. Bilgilendirme hakkı,
  3. Eğitilme hakkı,
  4. Seçme hakkı,
  5. Tazmin edilme hakkı,
  6. Sesini duyurma ve temsil edilme hakkı,
  7. Temel ihtiyaçların giderilmesi hakkı,
  8. Sağlıklı bir çevreye sahip olma hakkı.

 

1.Tüketicinin Sağlık ve Güvenliğinin Korunması Hakkı

Tüketici satın aldığı mal ve hizmetlerle ilgili olarak çeşitli tehlikelere maruz bulunmaktadır. Bu tehlikeler tüketicinin sağlığını etkileyebildiği kadar, hayatını da kaybetmesine neden olmaktadır. Özellikle çağımızdaki teknolojik gelişmeler, çok değişik ve çeşitli mamuller bazı riskleri de beraberinde getirmiştir. Önceden hazırlanmış yiyecek maddeleri elektrikli ev aletleri gibi mallarda gerek kullanım gerekse kullanım öncesi ve sonrası çeşitli muhtemel tehlikelerin önlenmesinin yetkililerden istenmesi, temel hakların başında gelmektedir.

Tüketici hakları içinde sağlık ve can güvenliği ile ilgili hakların özel bir anlam vardır. 19. ve 20. yüzyılda bilim ve teknoloji alanındaki hızlı gelişmeler çerçevesinde artan üretim ve çeşitlenen ürünler insan yaşamını kolaylaştırırken kullanıma uygun olmayan ürünlere karşı korunmayı ve tüketici güvenliğinin sağlanmasını zorunlu hale getirmiştir.

Tüketiciye sunulan mal ve hizmetler, tüketicinin yaşamını ve sağlığını normal koşullar altında tehlikeye düşürmeyecek derecede güvenli ve kaliteli olmalıdır. Güvenli ürünler; dizayn, bileşim, uygulama, işleme, paketleme, parçaları bir araya getirme, bakımını yapma ve elden çıkarma ile kullanım talimatları veya özelliklerine ilişkin diğer konularla ilgili olarak bireylerin güvenlikleri ve sağlıkları açısından, doğrudan ya da dolaylı bir biçimde kabul edilmeyen riskler arz etmeyen ürünlerdir.

Mal ve hizmetlerin güvenli ve kaliteli olmalarının sağlanamadığı hallerde, tüketiciler güvenli olmayan bir ürünün kendisini zehirlemesi, sakatlaması, yaralaması hatta öldürmesi tehlikesi ile karşı karşıyadır. Tüketim ürünlerinin taşıdığı risklere karşı tüketici sağlığına bir zarar gelmemesini sağlayıcı önlemleri almaya yönelik sorumluluk ve denetleme faaliyetleri tüketici güvenliğini oluşturmaktadır.

Güvenlik ve düşük performans ile ilgili şikâyetler sıklıkla ortaya çıkmaktadır. Bazı durumlarda, buna tüketicilerin kullanım hataları da neden olmaktadır. Tüketici, kullanımı ve tüketimi tehlikeli mal ve hizmetlerden dolayı hiçbir kuşkuya meydan verilmeyecek şekilde aydınlatılmalıdır.

Tüketicilerin özellikle doğrudan sağlıkları ile ilgili olumsuz gelişmelere karşı güvenlik altına alınması gerekmektedir. Tüketicinin korunması yolunda yapılacak her türlü faaliyetlerin ilk hareket noktası, sağlık ve can güvenliği olmalıdır.

Tüketicilere sağlanan mal ve hizmetler normal ve öngörülebilir şartlar altında tüketicilerin sağlık ve güvenliklerine yönelik herhangi bir tehlike arz etmemelidir. Tehlike oluşturabilecek risklerden tüketiciler gereğince haberdar edilmelidir.

İmalatçılar ve hizmet arz edenler tarafından arz olunan kusurlu mal ve hizmetlerin sebep olduğu fiziksel zararların sonuçlarına karşın tüketici korunmalıdır.

Gıda maddelerine eklenen ya da gıda maddelerinin bir parçasını oluşturan madde ve müstahzarlar açık ve spesifik listeler hazırlanmak suretiyle tanımlanmalı ve kullanımları düzenlenmelidir.

Doğrudan doğruya ve kullanımları dolayısıyla tüketicilerin sağlık ve güvenliğine zarar verebilecek olan makineler, tesisat ve elektrikli, elektronik teçhizat ve mal türleri özel kurallara ve kullanımlarının güvenli olduğunu temin eden, kamu otoritelerince tanınan ve tasdik olunan bir usule tabii olmalıdır.

Tüketicinin sağlığının korunması açısından özel önem taşıyan alanlar şunlardır:

2.Tüketicinin Tazmin Edilme Hakkı

Tüketicilerin satın aldıkları malların kusurlu olmasından veya hizmetlerin yetersizliğinden doğan zararlarının tazmin edilmesi gerekmektedir.

Tüketicilerin kusurlu malların ya da tatminkâr olmayan hizmetlerin satın alınmasından veya kullanımından ileri gelen zararları ve şikayetleri ile ilgili olarak tavsiye ve yardım almak hakkına sahip olmalıdırlar.

Tüketiciler aynı zamanda bu tür zararlarının süratli, etkin ve külfetsiz usullerle gereği gibi tazminini istemek hakkına sahiptirler.

Tüketici taleplerinin ve şikayetlerinin firma ya da ilgili kuruluşlarca dikkate alınıp kusurlu malın/malların geri alınması, para iadesi veya yenisiyle değiştirilmesi, hizmetin yeniden görülmesi, gerekirse tazminat ödenmesi, resmi kuruluşlardan hukuki yardım sağlanması, tazmin edilme hakkı çerçevesinde ele alınmaktadır.

Satın almış olduğu bir mal ya da hizmetten dolayı herhangi bir zarara uğrayan tüketicinin zararının süratle tazmin edilmediği hallerde tüketicilerin korunduğundan söz etmek imkansızdır.

Tüketicinin zararını gidermede, üretici ve satıcılara önemli görevler düşmektedir. Üretici ve satıcılar, tüketicilerden gelecek şikayetleri süratle değerlendirmeli, gerekiyorsa sattıkları malın satış sonrası bakımını en iyi şekilde yapmalıdırlar. Ayrıca satıcı hatalı ya da bozuk bir malı tüketicinin arzusuna uygun olarak derhal değiştirmeli ya da tüketiciye parasını iade etmelidir. Tüketici zararının üretici veya satıcı tarafından karşılanmadığı hallerde yargı yollarına başvurabilmelidir.

3.Bilgilendirilme Hakkı

Tüketicinin mal ve hizmetleri satın almadan önce, rasyonel bir seçim yapabilmesi için malların fiyatları, kaliteleri, vasıfları vs. hakkında, malları temin ettikten sonra kullanım talimatı vs. gibi araçlarla sağlık ve güvenliğinin korunması ve amaca uygun tüketimin gerçekleştirilmesi, mal ve hizmetlerin ayıplı veya önceden mutabakata varılan veya satıcısınca açıklanan öncelik ve vasıflarına sahip olmaması halinde, tüketicinin başvurabileceği merciler ile yasal prosedür hakkında bilgilendirilmesi, yanıltıcı bilgilendirmenin önlenmesi, tüketicinin bilgilendirilme hakkı çerçevesinde ele alınmaktadır.

Tüketicilerin satın alacağı mal ve hizmetler ile bu mal ve hizmetleri üreten, satan firmalara ait bilgilerin doğru, tutarlı ve eksiksiz olarak tüketiciye sunulmasına bilgilendirilme denilmektedir. Tüketicinin bilgilendirilmesi de temel tüketici haklarından birini oluşturmaktadır.

Bilgi edinme hakkı, görsel, yazılı ve sözlü medyada yapılan tanıtımlarda ürün, hizmet ve firmalar hakkında doğru, tutarlı, yeterli, eksiksiz ve zamanlı bilgilerin verilmesini kapsar. Tüketicinin bilgilendirilmesi çift yönlü işleyen bir sistem olup, tüketiciden firma ve örgütlere gelecek bilgileri de içerir.

Günümüzde tüketicinin bilgilendirilmesi ve eğitilmesi hakkını ortaya çıkaran etmenler şu şekilde sıralanabilir.

 

Bilgilendirmenin temel amaçları:

Mal ve hizmet üretimi günümüzde giderek yüz binleri aşan çeşit ve sayıya ulaşmış, bazı mal ve hizmetler giderek karmaşıklaşmış olduğundan tüketicilerin tüm bu gelişmeleri, yenilikleri ve çeşitleri izleyebilme imkanları fiilen ortadan kalkmıştır. Bu nedenle tüketicilerin güven duyma, serbestçe seçme, tazmin edilme vb. haklarını kullanabilmeleri doğru ve tam bilgilendirilmelerine bağlıdır. Tüketicinin bu şekilde bilgilendirilmesi, satıcıları da haksız rekabetten koruyacaktır.

             Bilgilendirmenin ana amacı mal ve hizmet satın alan tüketicilere:

Tüketicinin bilgilendirileceği konuların başlıcaları:

          Bilgilendirme Araçları

Tüketiciler çeşitli kaynaklardan bilgi edinebilirler. Bu kaynaklar iki grupta toplanabilirler:

a)Kişisel kaynaklar: 

        Tüketicinin kendi deneyimleri, dost ve arkadaş tavsiyeleridir.

         b)Ticari kaynaklar:

·    Reklâmlar: Tüketicilerin bilgilendirilmesini sağlayan başlıca araçlardan birisi reklâmlardır.

Diğer yazılı, sözlü ve görsel iletişim araçlarıdır.

  1. Eğitilme Hakkı

Geniş bir ifadeyle, “Eğitim; tüketicinin pazarı etkileme gücünün artırılmasını ve rasyonel davranmasını teminen yönlendirilmesi” olarak da tanımlanmaktadır. Özellikle mal ve hizmetlerin seçiminde elden çıkarılmasında izlenecek yol, basit piyasa araştırmaları, indirimli satışlar hakkında bilgi, tüketicinin hakkını aramasının gerekliliği ile bunların yolları ve ilgili kuruluş ve mercilerin tüketiciye öğretilmesi gerekmektedir. Çeşitli seviyedeki okullar, sosyal organizasyonlar ve medya aracılığı ile tüketicinin bilinçlendirilmesine yönelik çabalar gösterilmekte eğitimde özellikle çocuklar, gençler ve yaşlılara öncelik tanımaktadır. Tüketicilerin sorumlu ve bilinçli olmaları için yaygın ve örgün eğitim kurumlarında eğitilmesidir. Tüketicinin korunmasında en önemli faktör, bizzat tüketicinin kendini koruma bilincine ulaşmasıdır. Bu da ancak tüketicilerin eğitilmesi ile gerçekleşebilir.

Tüketici eğitimi, bireyin ekonomik faaliyetlerini yönlendirme, gereksinimlerini giderme ve pazarı etkileme gücünü artırmayı hedef alan eğitim ve bilgilendirme yatırımı olarak ele alınabilir. Tüketici eğitimi bireyin sadece tüketici rolü için değil toplumda üstlendiği vatandaşlık, sosyal, ekonomik ve politik rolü gibi diğer roller için eğitimini de kapsamaktadır.

Tüketici eğitimini gerektiren nedenlerin başında endüstri toplumlarının sağladığı mal ve hizmet üretimi ile tüketim faaliyetlerinin farklılaşması gelmektedir.  Piyasada bulunana mal ve hizmet bolluğu, çeşitliliği, karmaşıklığı ve yanıltıcı satış artırma çabaları tüketiciyi zayıf duruma düşürmektedir. Bu nedenle her yaş ve eğitim düzeyindeki bireyin tüketici eğitimine ihtiyacı vardır. Çünkü toplumda her yaştaki bireyler tüketicidirler. Bu eğitim hem örgün hem yetişkin eğitimi içinde hem de iletişim yolu ile olabilir. Eğitilmiş tüketici, kendi bütçesi ve ülke ekonomisi açısından kararlarının sonuçlarını düşünen kişidir.

Tüketici eğitiminde temel amaç; tüketiciye ihtiyaç duyduğu bilgileri nereden ve nasıl elde edeceğini, bu bilgileri nasıl değerlendireceğini, nasıl kullanabileceğini öğretmek ve böylece mal veya hizmetleri satın alma ve kullanma becerisini geliştirmek, üretim ve bölüşüm şartlarının sorgulanmasını, bir bütün olarak çevre bilincini, üretimin olduğu gibi, tüketimin de niteliğini belirleyen ekonomik ve toplumsal tercihlerde taraf olmayı içermektedir. Tüketici eğitimi ve öğretimi dar anlamda tüketicilerin alış veriş öncesi, alış veriş anında ve alış veriş sonrasında ödedikleri paranın tam karşılığını alarak mutlu olmalarını sağlamaya çalışır.

Tüketici eğitimi; her tüketicinin kendi ihtiyacına, amacına ve sosyal düşüncelerine uydurulduğu sürece görevini yapabiliyor ve etkili olabiliyor demektir. Bu nedenle yaygın ve örgün tüketici eğitim programları ile tüketicinin toplumsal ve ekonomik değişmeleri anlayacak şekilde eğitilmesi gereklidir.

Tüketici şu konularda eğitilmelidir.

Tüketicilerin ihtiyaç ve amaçlarına uygun kaliteli, sağlıklı, güvenli, ucuz, dayanıklı ve yeterli miktarda mal ve hizmet üretilmesi ve dağıtılması konusunda gerek kamu gerekse özel sektöre karşı etkili olma yollarını göstermek ve bu konuda bilinç kazandırmak.

Çocuklara gençlere ve yetişkinlere haklarının ve sorumluluklarının bilincinde, mallar ve hizmetler arasında bilinçli bir seçim yapma yeteneğine sahip, iyiyi kötüden ayıran tüketiciler olarak hareket etmelerini sağlayacak şekilde eğitilme imkanı temin edilmelidir. Bu amaçla tüketiciler özellikle çağdaş ekonominin ilkeleri hakkında temel bilgilere sahip kılınmalıdır.

         Tüketici eğitimi verecek kişilerin eğitilmesi başlıca sorunlardan biri olarak belirmektedir. Bu konuda bir çok düşünceler ortaya atılmıştır. Ekonomik ve sosyal alanlarda yapılacak araştırmalara dayandırılarak bu eğitimi verecek merkezlerin kurulması ve bu merkezler arasında gerek öğrenci gerek eğitimcilerin birbirlerinden düşünce alış-verişinde bulunabilmeleri sağlanmalıdır

     

  1. Sağlıklı Bir Çevreye Sahip Olma Hakkı

Çevre, bireylerin fiziksel, zihinsel ve moral gelişmesini etkileyen faktörleri kapsamaktadır. İnsan çevreyi oluşturan su, hava, toprak ve benzeri doğal kaynakları kullanmakta, başka bir deyişle bunların tüketicisi olmaktadır.

Yaşamın kalitesini artıracak fiziksel bir çevreye sahip olma, çevresel tehlikelerden korunma ve çevreyi bugünkü ve gelecekteki nesiller için koruma bu hak kapsamında yer almaktadır.

Çevrenin korunmasında tüketici ve üreticiye önemli sorumluluklar düşmektedir. Günümüzde ürünlerin satışı ile firmanın tüketici üzerinde yarattığı çevreci imaj arasında belirgin bir ilişki bulunmaktadır. Eğer toplum çevre bilincine sahip olmayı olumlu bir özellik olarak kabul ediyor ve tüketici çevreci sloganlı ürünler tercih ediyorsa üretici firma da ekolojik ambalajlı ürünleri üreterek ve pazarlayarak bu imajı geliştirebilir. Böylece üretici çevre dostu ürünleri üreterek, tüketici de bunları seçerek, giderek artan atık probleminin çözümüne katkıda bulunabilir.

Günümüzde tüketiciler çevre sorunlarına büyük ilgi göstermekte ve kirliliği azaltma amacıyla fazla ödeme yapma konusunda istekli davranmaktadırlar. Çalışmalar özellikle bir grup tüketicinin çevre problemlerine daha duyarlı olduğunu göstermiştir. Çevre önümüzdeki yıllarda da önemli bir sorun olarak gündemde kalacağından, çevre bilinçli tüketiciler, tüketici hareketinin bir parçası olarak seslerini duyurmaya devam etmelidirler.

  

  1. Sesini Duyurma ve Temsil Edilme Hakkı

Tüketiciler piyasadaki olumsuz gelişmelere karşı korunabilmek için örgütlenerek sesini etkili bir şekilde ilgili mercilere duyurmalıdır. Özellikle kendileri ile ilgili alınan kararlarda ve yasa hazırlıklarında tüketicilerin temsil edilmeleri gerekir.

Tüketici haklarının korunması konusunda devlet pekçok görevler üstlenmiş olmakla birlikte tüketicilerin kendi aralarında kuracakları örgütlere de önemli görevler düşmektedir. Bugün tüketici haklarının korunması ve geliştirilmesinde en etkili kurumun tüketici örgütleri olduğu kabul edilmektedir.

Tüketicilerin hak ve yararlarını korumak ve geliştirmek amacı ile serbest olarak kurdukları özel hukuk tüzel kişiliğine sahip bağımsız kuruluşlara Tüketici Örgütleri denilmektedir. Geniş anlamda, devletin tüketici hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek amacı ile kurduğu, desteklediği kurum ve kuruluşlar da tüketici örgütleri kapsamına girer.

Birçok ülkede tüketiciler, satın alma sırasında karşılaştıkları en basit sorundan, radyasyon, hava kirliliği gibi çevre sorunlarına kadar çok çeşitli sorunlarını ele almak üzere birlikler, dernekler ve gruplar halinde toplanmaktadırlar. Bu birliklerin esas amacı, ürünlerin kaliteleri hakkında araştırmalar yaparak tüketiciyi aydınlatmak ve kendilerini koruyacak düzeye çıkarmaktır.

Türkiye’de gerçek anlamda ilk tüketici örgütlenmesi 1995 yılından itibaren başta İstanbul, Ankara olmak üzere tüketici koruma dernekleri ile başlamıştır.

Bu derneklerin faaliyet konularını:

 7.Temel İhtiyaçların Giderilmesi Hakkı

Tüketicilerin temel ihtiyaçlarının giderilmesi hakkı, insan yaşamını garantilemeye yetecek miktarda gıda maddesi, giyim, barınma, sağlık, temizlik ve benzeri ihtiyaçların karşılanmasını içerir. Tüketicilerin temel gereksinimlerinin karşılanması tüketici haklarının başında gelen haklardan birisidir.

 8. Seçme Hakkı

Tüketici, seçme hakkının sonucu olarak da, piyasadaki mal ve hizmetleri kalitelerinden emin olarak uygun fiyatlarla satın alabilmelidir.

Günümüzde modern mal ve hizmet pazarı o kadar genişlemiştir ki, milyonlarca tüketici birçok ürünün farkında bile değildir. Ürünlerin sayısı ve çeşitleri arttıkça tüketicilerin bunları değerlendirme yetenekleri de azalmaktadır. Bu durumda tüketiciler kalitenin bir ölçüsü olarak fiyatları göz önünde bulundurmaya yönelmişlerdir. Düşük fiyatı kalitesizliğin, yüksek fiyatı ise kalitenin teminatı olarak kabul etmektedirler. Tüketicilerin çok büyük bir bölümünün üretim maliyetleri konusunda bir fikri yoktur ve bu durum üreticiler açısından bir avantaj oluşturmaktadır. Pazarda kalitesiz ürünler yüksek fiyatlarla yer almakta ve alıcı bulabilmektedir.

Tüketici satın aldığı ürünü iyi tanıdığı, bu ürün ve hizmet ile ilgili olarak iyi aydınlattığı takdirde bilinçli bir seçim yapabilir. Bu nedenle, tüketicilerin bilgilendirme ve eğitim hakkı ile bilinçli bir seçim hakkı birbirlerine sıkı sıkıya bağlıdır.

Tüketicinin Korunması ve Genel Ekonomik Kavramlar

Giriş

Günümüzde akıl almaz birüretim ve tüketim döngüsünün oluştuğunu görmek mümkündür. Günümüz insanı artık neyi nasıl ne biçimde tüketeceğini, bunları nasıl elde edeceğini düşünmekten, çevresinde bulunan diğer insanların bile farkına varamaz bir boyuta gelmiştir. Dolayısı ile günlük alışverişler artık insandan insana olmaktan çok, nesnelerden insanlara oluşmaya başlamıştır. Tüketimin bu yeni boyutve biçimi, evlere kadar girmiş ancak çok farklı kategorilerde ele alınmaya başlamıştır. Evin bir köşesinde otururken yeni bir ürün ya da hizmetle karşı karşıya bulunan bireyde bu objeyi elde etme duygusu kendiliğinden oluşmakta, birey farkında olsun ya da olmasın, arzularının etkisi ile harekete geçmektedir.   Bir taraftan çevrenin insana sunduğu bol şatafatlı ürün ve mal çeşidi, diğer taraftan insanın kendi içinden gelen sesi dinlemesiyle oluşan bir etkileşim süreci tüketimlerini körüklemektedir. 

Bu tüketim çılgınlığı ya da tüketim biçimi insan yaşamını, doğal olarak da toplumsal yaşamı yakından ilgilendirmektedir. Bu bağlamda bakıldığında en küçük toplumsal ünite olan aile yapısı ve işlevlerinde de değişimler meydana gelmiştir. Geleneksel toplumlarda birçok işlev aile içinde toplanırken, büyük kent yaşamında temelden değişim başlamış, aile birçok fonksi­yonunu kaybetmiştir. Özellikle modern yaşamda bireyler evden uzak­ta, örgütlü işyerlerinde çalışmakta, ailenin eskiden kendi içinde hallet­tiği birçok faaliyetin aile dışında özel kurumlar tarafından yapıldığı bir çevrede yaşamaktadır. Bu nedenle de aile kaynakları miktar ve sa­yısında daha fazla bir artış ve karmaşa gözlenmektedir. Aile toplumsal çevresini oluşturan kendi dışındaki uzmanlaşmış ve örgütlenmiş bir çevrede çok daha etkin bir teknolojinin oluşturduğu kurumlarla çevrili yaşamakta­ ve hepsi az veya çok bu koşulların etkisinde kalmaktadır.

         Dolayısı ile günümüz aileleri, ekoloji, ya­şam koşullarının değişimi, geçim kaynağı farklılaşması, aile kompo­zisyonu değişimi, aile içi ve dışı roller ve ilişkiler, ticarileşen ve dışa dönük işlevlerin artışı, çocukların yetiştirilmesi, aile statüsü değişim­leri, güvence ve değişen dış çevreye uyum gibi birçok değişik­liklerle karşı karşıya bulunmaktadır. Aile bütün bu değişimler ve karmaşalar karşısında zaman zaman çaresiz ve korumasız kalmaktadır.

Nitekim tüketicinin korunması konusu içinde bulunduğumuz yüzyılın başlarından itibaren önem kazanmış ve en çok tartışılan konulardan biri olmuştur. Günümüzde tüketicinin karşı karşıya kaldığı en önemli mesele sınırlı kaynakları ile ihtiyaçlarını en iyi şekilde giderebileceği mal ve hizmetleri satın almaktır.  Bilim ve teknolojideki hızlı gelişmeler nedeni ile kaynaklarda önemli artışlar meydana gelmekte, bu durum her gün yeni mal ve hizmetlerin üretilmesine neden olmaktadır. Tüketicinin ürün ve hizmetlerin çeşitliliği ve karmaşıklığı karşısında tüketim alanlarının bir veya bir kaçında bir dereceye kadar uzman olması mümkün olsa bile, ürün ve hizmetleri tam olarak değerlendirebilmesi imkânsızdır.

         Bu nedenle de günümüzde tüketici sorunları çok boyutlu ve kapsamlıdır. Bu sorunların nitelik ve nicelik olarak boyutları, bir ülkenin sanayileşme ve teknolojik düzeyine, yatırım, üretim, tüketim, dağıtım, fiyat, ihracat ve ithalat gibi ekonomik politikalarına, istihdam, ücret, eğitim, sağlık, kültür gibi sosyal politikalar ile o ülkenin siyasal politikalarına, toplumsal ve demokratik gelişmişlik düzeyine bağlı olarak değişiklik göstermektedir.

            Çağımızda ortaya çıkan köklü değişikliklerin bir sonucu olarak tüketici; üretimin ve kendisine sunulan hizmetlerin kalitesini belirleme gücünü kazanmış; üretim-tüketim ilişkisinin vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir.

Bu sayılan değişim ve dönüşümleri ülkemizde de yakından izlemek mümkündür. Türkiye, Cumhuriyetin kurulmasından beri çok hızlı bir değişim ve gelişim içine girmiştir. Özellikle 20. yy’ ın ikinci yarısından itibaren gelişen küresel yapılanma toplumsal yapıyı, dolayısı ile de tüketim olgusunu değiştirmiştir. Bir taraftan aile yapısı değişimi ve kentleşme, diğer yandan küreselleşme gibi olgular aileleri üretim birimi olmaktan daha fazla tüketim birimi olmaya zorlamıştır. Her yenilik gibi, bu değişimler de beraberinde birtakım problemleri getirmiş, önemli tüketici sorunları ortaya çıkmaya başlamıştır. 

Sonuçta da ülkemizde tüketiciler; öncelikle mikro sorunlardan makro sorunlara kadar bir dizi sorunla karşı karşıya bulunmaktadır. Şöyle ki artık birçok mal ve hizmette tüketici ne üretici ne de satıcı ile doğrudan temas da kuramamaktadır. Tüketicinin korunmasında da asıl sorun burada yatmaktadır. Normal koşullarda muhatabın belli olduğu durumlarda sorun çözmek nispeten daha kolayken, tüketici zincir ya da merkezi yurtdışında olan birçok ürün ve hizmette sorununu çözememektedir. Ayrıca piyasada normal şartlarda olması gereken özellikte özellikleri bulunmayan birçok mal ve hizmet piyasada bulunmakta bu da tüketicinin tek başına çözemeyeceği kadar problemi beraberinde getirmektedir. Oysa tüketici problemlerinin çözülmesi yalnızca tek bir bireyin probleminin çözülmesi olarak algılanmamalı, ekonomik ve sosyal bağlamda ülke açısından da önemliliği göz önüne alınmalıdır. Çünkü bir ülkede üretimin, verimliliğin, kalitenin ve rekabet gücünün artırılması gibi önemli gelişmeler aslında tüketici korunması ile yakından ilgilidir.

Ülkemiz gibi tüketicinin korunmasına yönelik çalışmaların yeni olduğu ülkelerde; tüketici bilincinin gelişmesi, tüketicinin kendi ihtiyaçlarını iyi tespit edip, ihtiyaçlarına en iyi cevap verebilecek mal ve hizmet seçimini bilinçli ve akılcı yapabilmesi, satın alma aşamasında aldatılmaması, malların kullanımında dikkatli olup güven içinde davranması konuları önem kazanmaktadır.

Bu noktada da tüketicinin tek başına hareket etmesi ve kendi kendini koruması çok da mümkün görünmemektedir. Tüketici bilincinin geliştirilmesi her ne kadar kamunun ve devletin görevi olarak görülse de gerçekte aktif koruma tüketicinin kendi kendini koruması ile mümkün olacaktır. Bunun için de tüketicinin bilinçli olması; bilgilendirilme ve eğitilmesi ve örgütlenmesi iki önemli faktör gibi görünmektedir. Tüketici örgütleri tüketiciler tarafından kurulmuş bağımsız ve özgür hareket eden temel amaçları tüketicinin korunması ve eğitimi olan sivil toplum kuruluşlarıdır. 

Avrupa birliğine girme çabalarında bulunduğumuz bu günlerde tüketicinin korunması konusunda çalışmalar hız kazanmıştır. Tüketicinin eğitim ve korunması konusunda aktif bir rolü olan derneğimiz tüketicinin mevcut yasalar ve teamüller çerçevesinde daha etkin olmak amacıyla bir dizi faaliyetlerde bulunmaktadır. Bu faaliyetlerden biri olan Avrupa Birliği projeleri yapma kapsamında hazırlamış olduğumuz bu tüketici rehberinde tüketicinin korunması konusunda bir çok konu detaylarıyla ele alınmıştır.

Rehberin temel amacı; tüketicinin bilgilendirilmesi, eğitim ve piyasa da aktif olarak korunmasında gerekli temel bilgileri sağlamaktır.

Bu nedenle rehberde; Temel ekonomik kavramlar, Tüketici Eğitiminin Önemi, Tüketicinin Eğitimi ve Bilgilendirilmesi, Tüketicinin Korunmasının Gereği ve Tüketicinin Korunmasında Taraflar, Bilinçli Bir Tüketicinin Bilmesi Gerekenler, Tüketici Korunmasında yasal Durum, Tüketicinin hak Arama Adımları Tüketici Şikâyetlerine İlişkin Yargıtay Kararları örnekleri ve Tüketicinin Hak Aramada Başvuracağı Kurumlar konuları ele alınmıştır. 

  1. TEMEL EKONOMİK KAVRAMLAR 

Tüketici ve tüketim konularını daha iyi kavrayabilmek amacıyla genel ekonomide sıkça rastlanan bazı temel kavramlar bulunmaktadır. Bu nedenle burada bazı önemli temel kavramlar verilmiş ve kısaca açıklanmıştır.

1.1. İhtiyaç

İnsan var olduğundan beri yaşamını sürdürebilmesi için kullanmak zorunda olduğu mal ve hizmetlerin varlığı bir mesele olarak karşısına çıkmaktadır. İnsanların bütün faaliyetleri ihtiyaçlarını karşılamak için harcadıkları çabalardır.

İhtiyaç,karşılanmadığı zaman acı ve üzüntü, karşılandığı zaman da zevk ve haz veren bir duygudur.

Önemlerine Göre İhtiyaçlar

İhtiyaçlardaki acı ve onları tatmindeki haz unsurlarının önem derecesine bakarak insan ihtiyaçları da iki grupta incelenebilir.

Zorunlu ihtiyaçlar:Tatmin edilmedikleri zaman fazla acı duygusu veren ihtiyaçlardır. Daha çok fizyolojik zorunluluktan doğar (yemek, içmek, giyinmek gibi).

Zorunlu olmayan ihtiyaçlar:Bunlara lüks ihtiyaçlar da denir. Karşılanmadıkları zaman fazla acı vermemekle beraber, tatmin edilince insana haz veren ihtiyaçlardır (müzik dinlemek, seyahat etmek gibi). Bireyler içinde bulundukları ortam ve bireysel yapılarının etkisi altında farklı ihtiyaçlara farklı biçimde önem vermektedir.

İhtiyaçların Lüks ya da Zorunlu Olmasını Etkileyen Faktörler

İhtiyaçları tatmine yarayan her şeyemaldenmektedir.

Malları çeşitli biçimde sınıflandırmak mümkündür.

         Elle tutup tutulmama özelliklerine göre;

             Maddi mallar ve manevi mallar olarak ikiye ayrılır.

Maddi Mallar:Elle tutulup, gözle görülebilen ekmek, hayvan, yağ, şeker, mobilya vb. mallardır.

Manevi Mallar:Hissedildiği ve varlığı kabul edildiği halde, elle tutulamayan, gözle görülemeyen mallardır. Bu gruba giren mallar, hizmetler ve haklar olarak iki grupta incelenebilir.

Haklar:Birey ve kurumlara ait ün, nam, şan, itibardır.

Hizmetler:Maddi olmayan, fakat mübadele değeri olan her şeye hizmet denmektedir. Örneğin; bir sekreterin, öğretmenin, tezgahtarın, şoförün yaptığı görevler hizmetler sınıfına girmektedir.

          İhtiyaca göre mallar;

         Serbest mallar ve ekonomik mallar olarak ikiye ayrılmaktadır.

Serbest Mallar:İhtiyaçlarımıza göre kıt olmayan, bol olan mallardır. Teneffüs edilen hava, toprak ve bazı durumlarda sudur. Bu mallar elde edilmek için başka bir malı feda etmeyi gerektirmeyen mallardır. İnsan ihtiyaçlarını karşılamada kullanılmalarına rağmen, ihtiyaçtan fazla bulunduklarından alınıp satılmazlar, bu nedenle bir fiyatları da yoktur.

Ekonomik Mallar:İnsan ihtiyaçlarını karşılamada kıt olan mallardır. Elde edilmeleri için fedakarlık gerektiren, istenildiği zaman, istenildiği miktarda elde edilemeyen mallardır. Ekonomik, ekonominin üzerinde durduğu mallardır. Zaman zaman bazı hizmetlerde ekonomik mal grubuna girmektedir.

         Dayanıklılıklarına göre,

Dayanıklı mallar ve dayanıksız mallar olmak üzere ele alınabilirler.

Kullanım Biçimlerine Göre Mallar:

Malları kullanım biçimlerine göre; nihai (tüketim) mallar ve üretim ya da ara mallar olarak sınıflandırmak mümkündür.

Nakledilip Edilemeyeceklerine Göre Mallar:

Buna göre mallar taşınır ve taşınmaz mallar olarak iki grupta incelenebilmektedir.

 Mal ve hizmetlere verilen nispi önemidir.

Ekonomide iki tür değer vardır. Kullanım değeri, değişim değeri.

Kullanım değeri;bireysel ve sübjektif bir değer yargısı olup, bireyin çeşitli mallara verdiği oransal önemdir. Örneğin; bir birey bir mala, diğer birey diğer mala daha fazla önem verebilir. Bireyin silgiye kalemden daha fazla önem vermesi silginin kalemden daha değerli olduğuna değil, o bireyin silgiye daha fazla önem verdiğini göstermektedir.

Değişim Değeri:Bir mal ya da hizmet karşılığında elde edilebilecek bir değer mal ya da hizmet miktarı ile açıklanır. Örneğin; 1 kilo şeker verilip 2 kilo un alınıyorsa, şekerin unla belirlenen değeri 2 olacaktır.

Mal ve hizmetlerin değerinin, değişim değerinin, para ile ifadesine fiyatdenmektedir. Paraise; ortak değer ölçüsü ve değişime araç olarak kullanılan herhangi bir şeydir.

Aile ve birey açısından gelir; üretime yapılan katkı karşılığında, belirli bir sürede, elde edilen değerlerin toplamıdır. Ailenin geliri, emek karşılığı (ücret veya maaş) kira (rant), sermaye geliri (faiz) veya teşebbüs geliri (kâr) şeklinde veya bunların her birinden bir miktar olmaktadır.

Ayrıca gelir; bir bireyin belirli bir dönem başında veya sonunda aynı zenginlikte katmak şartıyla dönem içinde tüketebileceği mal ve hizmetlerin toplamıdır.

O halde birey gelirinden bir kısmını tüketmezse dönem sonunda daha zengin olacaktır. Gelirinden daha çok tüketirse, daha az zengin bir duruma düşecektir.

Toplum açısından gelir; bir ekonomide; belli bir dönemde, genellikle bir yılda, yeniden yaratılan değerlerin toplamıdır. Buna milli gelir veya toplam hâsıla denmektedir. Milli gelir, belirli bir süre içinde bütün bireylerin gelirleri toplamından ibarettir. Bazen çeşitli nedenlerle bireylerin eline geçen (harcanabilir) gelirle ilgilenilebilir. Harcanabilir gelirin toplam, milli gelirden vergilerle transfer ödemeleri çıkarılmasından sonra kalan miktara eşittir. Harcanabilir gelir tüketilir veya tasarruf edilir.

    Servet

 Herhangi bir anda mevcut mal stokudur. Servet bir stoku ifade ettiğinden sadece biriktirilen mallar (maddi mallar) servet kapsamına girmektedir. Biriktirilemeyen hizmet servet kapsamına girmez. Servet, bir stoku ifade ettiği halde, gelir tüketicilerin ihtiyaçlarını tatmine hasredilen mal ve hizmet akışıdır. Gelirin kaynağı ya insanların kendisi (maaş veya ücret suretiyle elde edilen gelir) veya servetleridir.

1.6. Tüketim

 İhtiyaçları tatmin amacı ile mal ve hizmetlerin kullanılmasıdır. Tüketim, bütün ekonomik faaliyetlerin son amacıdır. İnsanların bütün çabaları, yaşam düzeylerini yükseltmek amacı ile, ihtiyaçları daha iyi karşılayacak bir tüketim düzeyine ulaşmaktır. Tüketim, her zaman söz konusu malın bitip tükenmesini gerektirmemektedir. Beslenme için bir gıda maddesinin yenmesi ile o madde yok olmakta ise de dayanıklı mallar (elbise, otomobil) daha uzun süre kullanılabilmektedir.

1.7. Tasarruf

 Birey açısından, gelirin tüketilmeyen kısmi veya gelirle tüketim arasındaki müspet farktır. Diğer bir deyişle; belli bir dönemde elde edilen gelirin o dönemde tüketilmeyen kısmıdır. Yıllık gelir 6.000. YTL, harcama 4.000 YTL. Fark 2.000 YTL. Tasarruf.  Tüketim için harcanan miktar gelirden fazla olduğunda (Gelir 6.000, harcanan 8.000) (6.000–8.000=2.000 YTL.) negatif tasarruf söz konusudur.

O halde gelirle harcama arasındaki fark tasarruf sayılmamakta, sadece gelirle tüketim arasındaki fark tasarruf sayılmaktadır. Bunun nedeni harcamalardan bir kısmının stoklara ilave için (hisse senedi, altın veya tahvil, döviz vb.) yapılmış olabilmesidir.

Bireyin sahip olduğu tasarrufun para şeklinde saklanması, bireyin zenginliğini arttırsa da toplum bakımında bir şey ifade etmeyebilir. Tasarrufun bankaya yatırılması halinde durum farklıdır. Bankalar parayı üretici yatırımlarda kullanabilirler.

1.8. Yatırım

 Mevcut sermaye malları ve donatımı stokuna belirli bir dönem içinde yapılan net ilavedir. Yatırım sermaye birikimi ile ilgili bir kavramdır. Örneğin bir bireyin bir fabrika kurması, yeni bir okul yaptırması yatırımdır. Yapılan bir harcamanın yatırım harcaması sayılabilmesi için yeni bir üretim kapasitesi yaratması zorunludur.

Mevcut değerlerin el değiştirmesi yatırım değildir. Bir evin el değiştirmesi plasman olup, toplum bakımından yatırım değildir. Plasman paranın; döviz, altın, hisse senedi vb. satın almak için kullanılmasıdır.

Yatırım;ya yeni tesisler (fabrika, yol, baraj, elektrik tesisleri vb.) yapmak, ya makine ve teçhizat miktarını arttırmak (fabrikaya yeni makine ilavesi) veya mal stoklarında kaydedilen artış şeklinde olmaktadır.

         Halk dilinde ise yatırım, farklı anlamlarda kullanılmaktadır. Örneğin; bir bireyin altın, döviz, hisse senedi satın alması yatırım olarak nitelendirilir. Bunları ucuzken satın alıp pahalı iken satmak suretiyle birey kazanç sağlayabilir. Ama bu durum toplum açısından bir şey ifade etmez.       

1.9. Tüketici

4822 Sayılı yasaya göre; “bir mal veya hizmeti ticari ve mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek veya tüzel kişiyi” ifade etmektedir.